Son Haberler
Anasayfa / Blog / Üstün Zekalı ve Yeteneklilerin Arkadaşlığını Etkileyen Faktörler

Üstün Zekalı ve Yeteneklilerin Arkadaşlığını Etkileyen Faktörler

Cornell vd’nin (1990) aktardığına göre üstün zekâlı ve yeteneklilerin akran iliĢkilerini etkileyen faktörler üzerinde çalışılması gerekmektedir (Janos & Robinson, 1985; Monks & Ferguson, 1983; Montemayor, 1984). Altman (1983) üstün zekâlı ve yeteneklilerde akran ilişkilerini ve arkadaş seçimini etkileyebilecek altı faktörü içeren bir model geliştirmiştir.

İleri düzeyde bilişsel işlev: Genellikle ileri düzeydeki zekâ ile birlikle anılan bilişsel özellikler arasında daha fazla ıraksak düşünce, analitik bilişsel stil ve daha fazla yargılayıcı ve eleştirel düşünce becerileri sayılabilir.

Daha olgun akran ilişkisi: Üstün zekâlı ve yeteneklilerin özellikleri arasında sayılan daha yüksek olgunluk düzeyinden dolayı bu çocuklar kendilerinden yaşça daha büyük çocuklarla ve yetişkinlerle ilişki kurup devam ettirmeyi isteyebilirler.

Erken gelişen dil yeteneği: Üstün zekâlı ve yetenekli çocuklar genellikle erken gelişmiş dil becerisine sahiptirler. Bu gelişmiş dil ve soyut düşünme becerisi şahsi kimlik, bireysel felsefe ve değerler gibi konularda olgun düşünme yeteneğini daha erken geliştirecektir.

Gelişim evrelerine erken ulaşma: Üstün zekâlı ve yetenekli çocuk, duygusal ve fiziksel gelişim evrelerini farklı örüntülerle ve/veya kronolojik olarak farklı zamanlarda tamamlayabilir. Bundan dolayı çocuğun tecrübelerinin ve algılarının önceden kestirimi daha zor olabilir ve bu durum yaşıtlarının empati desteğinden mahrum olarak gerçekleşebilir.

Gelişim evrelerinde hızlı ilerleme: Duygusal travmaya neden olacak diğer potansiyel durum, gelişim evrelerini daha hızlı geçmesinden dolayı üstün zekâlı ve yetenekli çocukların yaşayabileceği göreceli dengesizliktir.

Farklı olmanın farkında olma: Bu farklılık çocukların kendilerini ve diğerlerini nasıl algıladığını etkileyebilir ve dolaysıyla kişisel arası ilişkiler de etkilenebilir (Akt. Taradash, 1991).

Janos, Marwood ve Robinson’un (1985) çıkarımları da Altman’nın modeliyle uyuşmaktadır. Janos, Marwood ve Robinson’a (1985) göre yüksek IQ’ ya sahip çocukların kelime dağarcığı ve ilgi örüntüleri oyun arkadaşı olarak yaşıtlarını dışlarken yaşça büyük olan çocuklardaki göreceli düşük zekâ düzeyi ile birlikte daha ileri düzeyde koordinasyon becerisi ve farklı ilgilerden dolayı üstün zekâlı ve yetenekliler tarafından dışlanmaktadır. Dauber ve Benbow’un (1990) aktardığına göre üstün zekâlı ve yetenekli çocuklar ileri düzeyde kelime bilgisi ve cümle yapısı kullandıklarında arkadaşlık kurmada zorluk yaşabilmektedirler (Roedell, Jackson, & Robinson, 1980).

Coleman ve Cross’ a (1988) göre çocuklar kendilerini farklı hissetmeseler de kendilerinin başkaları tarafından farklı algılandığını ve bu algının sosyal ilişkilerini zedelediğini düşünmektedirler (Akt. Rimm, 2003).

Üstün zekâlı ve yetenekli ergenler farklı olma duygusu taşımaktadırlar. (Swiatek & Dorr, 1998). Manor-Bullock, Look ve Dixon (1995) bu duygunun “üstün” etiketinden kaynaklandığını vurgulamaktadırlar (Akt. Rimm, 2003). Üstünlük etiketi, üstün zekâlı ve yeteneklilerin akran gruplarından ayrılmasına neden olmaktadır. Üstün zekâlı ve yetenekli çocukların akranlarından “farklı” hissettikleri rapor edilir ve genellikle akranları tarafından acayip, sosyal ortamdan dışlanmış, fiziksel olarak uysal olarak resmedilir (Coleman, 1985; McLeod ve Cropley, 1989). Bu tür üstün zekâlı ve yeteneklilerin stereotipi algısı onların duygusal zorluklar ve akranları tarafından dışlanma duygusu yaşamalarına yol açabilir. Hatta bu durum akranları tarafından üstün zekâlılara becerikli, meraklı, zeki gibi pozitif özelikler atfettiklerinde de ortaya çıkabilmektedir (Colangelo ve Brower, 1987; Guskin, Zimmerman, Okolo ve Peng, 1986; Robinson, 1986; Akt. Zeidner ve Schleyer,1999).

Üstün zekâlı ve yetenekli ergenlerin sosyal destekleri hakkında yapılan bir araştırmada (VanTassel-Baska, 1994) sosyoekonomik düzey bakımından yüksek olan üstün zekâlı ve yetenekli öğrencilerin daha düşük üstün zekâlı ve yetenekli öğrencilere göre daha yüksek seviyede desteğe sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Bu iki grup arasında öğretmenden, aileden, sınıf ve diğer arkadaşlarından aldıkları destek bakımından önemli farklılıklar bulunmaktadır. Erkeklerin kızlara göre arkadaşlarından daha fazla destek aldıkları rapor edilmiştir (Akt. Robinson ve Clinkenbeard 1998).

Soysal baş etme stratejilerinin faktör analiz sonuçlarına göre Swiatek (1995) yüksek seviyede üstün zekâlı ve yetenekli öğrencilerin üstünlüklerinin sosyal sonuçlarıyla baş etmek için üç önemli strateji geliştirdiklerini ortaya koymuştur. Bu stratejiler; üstünlüğün inkârı, popülerlik/uyum ve akran kabulüdür. Swiatek, bu stratejilerde cinsiyet farklılığına rastlamamıĢtır. Ayrıca bu araştırma sonucuna göre, öğrencilerin üstünlük derecesi arttıkça üstünlüğün inkârı da artmaktadır. Bununla birlikte sözel alanda üstün zekâlı ve yetenekli olan öğrenciler matematik alanındaki üstün zekâlı ve yetenekli öğrencilere göre daha düşük seviyede akran kabulü duygusuna sahiptirler. Sözel yetenekler matematik yeteneğine göre akranları tarafından daha çabuk fark edilebildiğinden dolayı sözel üstün zekâlı ve yetenekli öğrenciler matematik alanındakilere göre daha fazla kendilerini “farklı” hissedebilirler (Akt. Robinson ve Clinkenbeard 1998).

 

Hakkında ustun

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Sosyal Medya

◄ Facebook
◄ Instagram
◄ Linkedin
◄ Twitter
◄ Youtube